AnasayfaMakaleler

Dr. İlhami ÖZTÜRK
Dr. İlhami ÖZTÜRK

Halka Açık Şirketlere Özgü Vergi Teşvikleri Yoluyla Halka Açılmaların Özendirilmesi

13 Ekim 2012

1.GİRİŞ

Sermaye Piyasası Kanunu’nun 3’üncü maddesi uyarınca halka açık anonim ortaklık, hisse senetleri halka arz edilmiş olan veya arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklardır. Aynı Kanun’un 11’inci maddesinde de, pay sahibi sayısı 250’yi aşan anonim ortaklıkların hisse senetlerinin halka arz olunmuş sayılacağı ve bu ortaklıkların halka açık anonim ortaklık hükümlerine tabi olacağı kurala bağlanmıştır.

Mevcut vergi kanunlarında, anonim ortaklıkları halka açılmaya sevk edici mahiyette, diğer anonim şirketlerden farklı olarak getirilmiş herhangi bir muafiyet ya da istisna hükmü bulunmamaktadır. Benzer şekilde kar payı elde etme amacıyla şirketlere ortak olan yatırımcıları halka açık şirketlere ortak olmaya sevk eden halka açık olmayan şirketlerden farklı bir vergi düzenlemesi de yoktur. Halka açık bir anonim şirket ortağı ile halka açık olmayan anonim şirket ortağı tarafından elde edilen kar paylarının vergi yükleri arasında bir farklılık bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle, sermaye piyasalarının arz yönüyle gelişimini teşvik etmeye yönelik olarak halka açık şirketlere özgü bir vergi muafiyet ve istisnası bulunmamaktadır.

2. HALKA AÇIK ŞİRKET SAYISININ ÖNEMİ

Halka açık şirketler kamuyu aydınlatma, ortak sayısı, kurumsal yapılarının güçlenmesi, faaliyet ve ticari işlemlerinin daha şeffaf bir hale gelmesi ve temettü nedenleriyle vergi matrahlarının daha gerçekçi olmasını sağlarlar. Halka açıklık, kayıt dışılığın önlenmesi, kamunun bilgilendirilmesi, bilançoların gerçeği yansıtması, yatırımcıların şirket üzerindeki denetimleri gibi yollarla vergi kayıp ve kaçağının azalmasına katkı sağlar. Bu yolla, halka açık şirketler kendileriyle ticari ilişki içinde bulunan diğer şirketlerin de işlemlerinin kayıt altına girmesine dolaylı olarak etki ederler. Bu sebeple, halka açık şirket sayısının artmasını teşvik açısından vergi muafiyet ve istisnalarına ihtiyaç vardır.

Öz kaynakla finansman yöntemi sayesinde halka açık şirketlerin finansman risklerinin daha az olduğu ve ekonomik krizlerden daha az etkilendiği bilinmektedir. Ülkemizde sermaye piyasasının sığlığı, dolayısıyla da piyasanın manipülatif nitelikteki işlemlere açıklığı dikkate alındığında, özellikle büyük ölçekli sanayi şirketlerinin halka açılmasını teminen sağlanacak vergi muafiyet ve istisnaları, gelişmiş ve derin bir piyasanın oluşumu açısından büyük önem arz etmektedir.

Vergi kanunları ile düzenlenip müeyyideye bağlanan örtülü kazanç aktarımının Sermaye Piyasası Kanunu ile de düzenlenerek ceza yaptırımına bağlanmış olması gibi hususların varlığı, halka açık şirketler üzerindeki gerek kamu kurum ve kuruluşlarının gerek yatırımcıların gözetim ve denetimini artırmaktadır. Halka açılmanın şirketlere sağladığı avantajların yanında bu şirketlere yüklediği maliyetler de vardır. Bağımsız mali denetim yaptırma, düzenli bilgi açıklama, sermaye piyasası kurumlarının denetimine tabi olma zorunlulukları bunlardan bazılarıdır. Bu itibarla, halka açıklığı zorlaştırmak yerine teşvik edici bazı düzenlemelerle kolaylaştırmak gerekmektedir.

11.12.1985 tarih ve 18955 sayılı Resmi Gazete’de yayımlan 3239 sayılı Kanun’la Bakanlar Kuruluna ilk kez, ortak sayısı 100’ün üstünde, hisse senetleri borsaya kayıtlı ve ödenmiş sermayelerinin en az yüzde 25’i halka açık anonim şirketler için kurumlar vergisi oranını indirebilme yetkisi tanınmıştır. 31.08.1987 tarih ve 19417 sayılı Resmi Gazete’de yayımlan 3332 sayılı Kanunla, Bakanlar Kuruluna % 80’i nama yazılı olup hisse senetleri borsaya kayıtlı bulunan, sermaye yapısı ortaklar pay defterinden tespit edilen halka açık anonim şirketlerde kurumlar vergisi oranını kademeli olarak indirebilme yetkisi verilmiştir. Buna göre, her birinin sermayedeki payları % 1’in altında olan 200’den fazla gerçek ve tüzel kişiye ait olan anonim şirketler için, ödenmiş sermaye oranı artıkça kademeli olarak % 30’a kadar düşen kurumlar vergisi oranı tespit edilmiştir. 30.12.1993 tarih ve 21804 sayılı Resmi Gazete’de yayımlan 3946 sayılı Kanunla; Sermaye Piyasası Kurulunca halka açık anonim şirket olduğu kabul edilen şirketler, Kurumlar Vergisi Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu uygulaması bakımından da halka açık anonim şirket sayılmıştır. 24.4.2003 tarih ve 25088 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanana 4842 sayılı Kanun ile halka açık şirketlerle halka açık olmayan şirketler arasındaki fark kaldırılmış, her iki şirket türü için de aynı gelir vergisi tevkifat oranı belirlenmiştir. Bu düzenlemelerin sonucunda yürürlükteki mevzuata göre halka açık olmayan şirketler ile halka açık şirketler arasında vergisel açıdan bir fark bulunmamaktadır.

Halka açık şirket sayısının artmasını teşvik açısından vergi muafiyet ve istisnalarına ihtiyaç vardır. Halka açıklıktan kaynaklanan avantajlardan şirketlerin yararlanması ve halka açıklık yoluyla kayıt dışılığın önlenmesi suretiyle vergi kayıp ve kaçağının azalmasına katkı sağlanabilmesi için başta Kurumlar Vergisi Kanunu olmak üzere vergi kanunlarında yapılacak düzenlemeler ile halka açık şirketlere vergi muafiyet ve istisnası tanınabilir. Yürürlükteki vergi mevzuatımıza göre, hisse senetleri Türkiye’de kurulu menkul kıymet borsalarında işlem gören halka açık ortaklıkların kurum kazançları üzerindeki vergi yükü ile halka açık olmayan ortaklıkların kurum kazançları üzerindeki vergi yükü arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Halka açık anonim ortaklıkların kurumlar vergisi açısından teşvik edilmemiş olması, anonim şirketlerin halka açılmasını vergisel açıdan yeterince özendirmemektedir. Türkiye’nin sanayide ilk 1000 sıralamasında yer alan şirketlerin, İSO birinci 500 şirketlerinin ve İstanbul Büyük Mükellefler Vergi Dairesi mükellefi olan büyük mükelleflerin çoğunluğunun Sermaye Piyasası Kurulu kaydında olmadığı ya da İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem görmediği dikkate alındığında, bu şirketlerin halka açılmalarının sağlanması için vergi muafiyet ve istisnaları ile teşvik edilmelerinin gerekli olduğu açıktır. Halka açık şirket sayısının toplam anonim şirket sayısı ile kıyaslanmasından da anonim şirketleri halka açılmaya özendirmeye ihtiyaç olduğu ve bu amaçla vergi teşviklerinden yararlanılabileceği anlaşılmaktadır.

SONUÇ

Ülke kalkınmasında ve büyümesinde sermaye piyasalarının etkisinin ve öneminin büyüklüğü tartışmasız bir gerçektir. Gerek iç tasarrufların çoğalması gerekse dış rekabet açısından sermaye piyasalarının ve araçlarının gelişmesi ve derinleşmesinin teşvik edilmesi şarttır. Teşvik için çeşitli alanlarda mekanizmalar geliştirilebilir ve uygulanabilir. Ancak bunların içinde hiç kuşkusuz en önemlilerinden birisi vergi alanında getirilecek olan teşviklerdir. Vergi alanındaki teşviklerin içinde muafiyet ve istisnalar önemli bir yere sahiptir. Şirketler açısından halka açıklığı, yatırımcılar açısından halka açık şirketlere ortak olmayı özendirecek nitelikteki muafiyet ve istisna düzenlemeleri sermaye piyasalarına olan ilgiyi artıracaktır. Halka açık olmayan şirketler ile halka açık şirketler arasında kurumlar vergisi açısından fark yaratacak vergi muafiyet ve istisnaları halka açılmayı şirketler açısından özendirecektir. Kurumlar vergisi oranının belirlenmesinde, ortak sayısı ve halka açıklık oranının dikkate alınması anonim şirketlerin halka açılmasında etkili olacaktır. 

Halka açık şirket sayısının artırılabilmesi açısından, en azından ilk kez halka açılmaları teşvik amacıyla halka açılma tarihinden itibaren belirlenecek süreler için geçici muafiyet ya da istisna hükümleri getirilebilir. İlk defa halka açılacak şirketlere halka açıldıkları yıldan itibaren belli bir süre, örneğin üç yıl için bazı vergi muafiyet ve istisnaları sağlanabilir. Halka açık şirket sayısının artırılmasının yanı sıra ülkemizde düşük olan halka açıklık oranının artırılabilmesi için halka açıklık oranına bağlı olarak bu şirketlere vergi muafiyet ve istisnaları tanınabilir. Halka açıklık oranını artırmayı cazip hale getirmenin bir diğer yolu da belirlenecek asgari oranın üzerinde hisseleri halka açık olan şirketler tarafından dağıtılacak olan temettülerin vergilendirilmesinde bazı muafiyet ve istisna hükümlerinin hayata geçirilmesidir. Yatırımcıları, halka açık olan şirketlerin hisselerine yatırım yapmaya yönlendirmek için bu şirketler tarafından dağıtılan karların vergilendirilmesine ilişkin istisna ya da muafiyet sağlanması, bir başka deyişle halka açık şirket ortağı olmanın özendirilmesi önemlidir.

Sermaye piyasası kurumlarına ve araçlarına özgü muafiyet ve istisna düzenlemeleri; sermaye piyasasının güven açıklık ve kararlılık içinde çalışmasını, tasarruf sahiplerinin hak ve yararlarının daha iyi korunması yoluyla bu piyasaların gelişmesini, dolayısıyla bu piyasalarda gerçekleşen iş ve işlemler ile kazançlar üzerinden alınan çeşitli vergi, resim ve harç gelirlerinin de artmasını sağlayacaktır.

YASAL UYARI : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve "vergialgi.net" internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.
facebook Paylaş
13 Ekim 2012